![]() |
|
Flash Haberler
Röportajlar
Kuruluş Amacımız : Ortak Hareket Platformu | Kuruluş Amacımız : Ortak Hareket Platformu |
Pensad Pencere Sanayici ve İşadamları Derneği, sektörün sağlıklı büyümesi için tartışma ve ortak hareket platformu yaratmak amacıyla kuruldu. Gelişmiş ekonomilerdeki değerler sistemi referans olarak alındı. İçe kapanarak değil, pazarların entegrasyonu büyüme stratejisi olarak tercih edildi
05.07.2004 tarihli Dünya Gazetesi , Kapı - Pencere Eki'nde yayımlanan röportajın orjinal hali : DERNEĞİNİZİN KURULUŞ AMACI VE BUGÜNE KADAR YAPMIŞ OLDUĞU ÇALIŞMALARDAN KISACA BAHSEDER MİSİNİZ? Pensad Pencere Sanayici ve İşadamları Derneği, sektörün sağlıklı büyümesi için tartışma ve ortak hareket platformu yaratmak amacıyla kuruldu. Gelişmiş ekonomilerdeki değerler sistemi referans olarak alındı. İçe kapanarak değil, pazarların entegrasyonu büyüme stratejisi olarak tercih edildi. Bunu gerçekleştirmek için, Avrupa Pencereciler Birliği ile ilişki kuruldu, 2001 yılı toplantılarının Antalya' da yapılması sağlandı. Sektörün tanıtım ihtiyacına uygun büyüklükte fuar organize edildi. Bu konuda toparlayıcı ve yol gösterici yapısının daha da etkinleşmesine çalışıyoruz. Avrupa' da geçerli standartların Türkiye' de de yerleşmesi için kamuoyuna yönelik bilgilendirme amaçlı tanıtım faaliyetlerimiz devam ediyor. Standartları çok basitleştirilmiş bir dille Pensad web sayfasında yayınlıyoruz. Derneğin entelektüel kimliğinin gelişmesi de bir başka uzun soluklu hedefimiz. KAPI-PENCERE SANAYİİNİN YAPISAL DURUMUNU FİRMA SAYISI, İHRACAT DEĞERİ, İTHALAT ORANI VE CİROSAL BÜYÜKLÜK AÇISINDAN DEĞERLENDİRİR MİSİNİZ?İnşaat sektörüne ürün ve hizmet sunan kapı - pencere imalatçıları, ilişkide oldukları sektörün şartlarından, doğaldır, etkilenecektir. İnşaat sektörünün durumu ortada. Çok özgün projeleri gerçekleştiren az sayıdaki firmayı dışında tuttuğumuz zaman, büyük çoğunluk kalitesiz ve ortam istikrarsız. Bundan da kaynaklanarak, pencere sektörünün henüz sanayileşme sürecini tamamlayamadığını söyleyebiliriz. Bugün Avrupa' da yerleşik firmaların sahip oldukları kalite seviyesine ulaşmış üreticilerimiz de var, ancak pazardaki payları henüz çok fazla değil. Amacımız bu payın yükseltilmesi. Haksız rekabet ortamı bu süreci zorlaştırıyor. Pencere sektörünü doğru değerlendirmek için, aktörlerini tanımlamamız faydalı olacaktır. Pazarda 5.000 mertebesinde farklı ölçeklerde pencere üreticisi mevcut. Daha çok kendi bölgeleri içinde iş yapıyorlar. Aile işletmesi yapısı hakim. Ürünün özelliklerinden de kaynaklanan zorluklar nedeniyle - sipariş ölçülerine uygun üretim yapılıyor, farklı pazarlarda farklı standartlar geçerli olabiliyor - ihracat ve ithalat çok fazla değil. Cirolarının toplamını 700 - 800 Milyon Dolar olarak tahmin ediyoruz. Yurtiçi pazarının büyüklüğünü de bu değer ifade ediyor. Pencere üreticilerine hammadde sağlayan firmalar, ilk yatırım ve işletme sermayesi büyüklüğünün fazla olması nedeniyle, nispeten daha iyi organize olmuş durumdalar. Önemli düzeyde yeni gelişmekte olan pazarlara ihracat da yapıyorlar. İhracat tutarının 100 Milyon Doları aştığını biliyoruz. Pencere imalatçılarının kullanmakta olduğu üretim araçlarını, yani makineleri üreten firmalar, çok büyük gelişme kaydederek dünyanın her yerine ihracat yapar hale geldiler. İhracat toplamı 100 Milyon Dolara yaklaştı.
80 ' li yılların başında tanıştı Türkiye PVC doğrama ile. Çok kısa zamanda sıfır pazar payından % 80 mertebesine ulaştı bugün. PVC doğramanın gelişme sürecini dikkatli incelersek, doğru yorumlarsak, sorunuzu önemli düzeyde cevaplamış da olacağız. Pimaş, bu alanda ilk üretici firmadır, başlangıç döneminde çok doğru kararlar verdi ve tavizsiz uyguladı. Öncelikle değer zincirini dizayn etti. Ürünün içeriğini korkmadan eksiksiz tanımladı ve bu ürünü, mal ve hizmetten oluşan bir bütün olarak en etkin şekilde pazara sunacak dağıtım kanallarını kurdu. Nihai tüketicinin hayal bile edemeyeceği düzeyde, yoğun hizmet içeriğine sahip bu ürünü, endüstriyel tabanda sundu. Anlattıklarımın önemini kavrayabilmek için, yine o dönemde bir başka ürünü hatırlamak faydalı olacaktır. Araba almak istediğimizde belli bir avans ödemesi yaparak sıraya girer ve bir gün bize, satıcının uygun gördüğü renk ve bedelde bir aracın teslimini beklerdik. Yani ürün maldan ibaretti, bedelini de sipariş verirken bilmiyorduk. 80' li yılların ortalarında başlayan toplu konut yapım faaliyetleri, yine PVC doğrama için itici bir güç oldu. Müteahhitler, kısa zamanda büyük doğrama işi yapacak firmalar aradıklarında, sadece PVC doğrama üreticileri mevcuttu pazarda. Bunların yanında, PVC, doğrama hammaddesi olarak da uygundur. Dış şartlara dayanıklılığı, ısı yalıtım özelliği, kolay şekillendirilebilmesi en önemli özellikleridir. Ahşap doğrama, binlerce yıldan beri sahip olduğu pazar payını, PVC doğramaya kaptırdı son yirmi yıl içinde. Bana göre en büyük talihsizliği, doğal malzeme olmasının getirdiği zorluklar nedeniyle, sanayicilerin bu alana yatırım yapmaktan kaçınmaları. Endüstriyel ilişkilerle şekillendirilmemiş bir ürünün rekabet şansı da çok azalıyor pazarda. Belli düzeyde periyodik bakım yapılmasını kabul ettiğimiz taktirde, doğrama hammaddesi olarak yine uygun bir malzeme. Doğal malzemeleri isteyen kişiler için de doğramada tek seçenek. Alüminyum doğrama, dış şartlara son derece dayanıklı, mekanik özellikleri çok üstün, kolay şekillendirilebilir bir üründür. Bugün, özellikle ticari yapıların dış kabuklarında neredeyse alternatifsiz konumdadır. Türkiye' de durum anlattığım gibi. Gelişmiş pazarlardaki şartları incelediğimizde, bazı farklılıklar öne çıkıyor. Pencere kalite şartları, doğrama hammaddesinden bağımsız olarak belirlenmiş. Yani PVC, ahşap veya alüminyum doğramalardan aynı fonksiyonlar, aynı değerler bekleniyor. Bu endüstri standardı pazarın şekillenmesinde de rol oynamış. PVC ve ahşap doğrama arasında, kalite ve dolayısıyla pazar payları açısından bu uçurum oluşmamış. Özetlersek, dışarıda kişisel tercihler belirleyici olurken, yurtiçinde kalite ve ürün tanımı seçimlerde belirleyici oluyor. Ürün tanımını da burada açmak istiyorum konunun anlaşılabilirliği için. Ahşap doğramada ürün tanımı atölye teslimi, camsız, donanımları takılmamış, binaya montajı düşünülmemiş iken, bu PVC doğramada, binaya kullanılabilir şekilde monte edilmiş şeklindedir. Türkiye' de gelişmelerin bir faz farkıyla batıyı takip ettiğini kabul edersek, ahşap doğramada bundan sonra bir pazar payı yükselişi beklememiz de lazım.
Umutsuz değilim ama, son gelişmeler rahatsız edici. Türkiye' de tahammül edilmez bir haksız rekabet ortamı geçerli. Malum nedenlerle daralmış olan sektörde, kayıt içinde çalışan üreticiler de daha niteliksiz ürünlere yatırım yapmaya başladılar varlıklarını sürdürebilmek için. Dış ve iç pazar için üretim nitelikleri birbirinden farklılaşınca sektörde verimlilik azalacak korkusunu taşıyorum. Türkiye, Çin değil ki, sadece çok ucuz işgücü maliyetleri sayesinde verimlilik ve ölçek ekonomisi avantajlarını göz ardı edebilsin.
Kapı ve pencereler dünyanın her yerinde farklı kalitelerde üretiliyor. Yani bu ürünler, niteliklerini bir kenara bırakırsak, belli bir ülke veya ülkeler grubunun tekelinde değil. Batı Avrupa' lı şirketler, kendi iç pazarlarında var olabilmek için geliştirdikleri ürünleri ve üretim teknolojilerini dünyaya da pazarlıyorlar. Hem de çok yüksek karlılıklarla. Türkiye' de durum farklı. İç pazarda mevcut haksız rekabet ortamı, uzun vadeli projelere olanak tanımıyor. Geliştirme pahalı bir prosestir. Yürüttüğünüz ticari faaliyetlerle finanse edilmesi gerekir. Kendi pazarınızda ihraç edilebilir ürün gelişimini finanse edemezseniz, kime neyi ihraç edeceksiniz. Daha önce söylediğim gibi, kötü ürün zaten her yerde mevcut. Kısa vadeli bakışla, iç pazarda şu an geçerli haksız rekabet koşullarını korursunuz. Kalite düşecektir. Dışarıdan gelmek isteyenlere bu şekilde engel olunur. Siz de kendi yağınızla kavrulursunuz. Ama dışarıya satacağınız ürününüz de olmayacaktır. Bir başka bakış açısı, kendi pazarınızda haksız rekabet koşullarını ortadan kaldırarak kalitenin yükseltilmesi olacaktır. Evet, bu yeni rekabet ortamı bazılarının canını yakacaktır, ancak, geliştirmenin finansmanı da sağlanacağı için, bir süre sonra teknoloji ihraç eder hale de gelirsiniz. Devletin tercihleri önemli. Hatta bu tercihlerin sektörsel düzeyde olması da mümkün değil. Vahalar yaratılarak iklim değiştirilemiyor. Daha radikal olmak gerekiyor inancındayım.
Avrupa bu konuda ortak geçerli normlarını oluşturdu. Yakında CE markası kullanma zorunluluğu da getiriyorlar. Hammaddesinden bağımsız olarak, pencerelerden beklenen özellikler tanımlanmış durumda. Her üretici, bu normlara uygun kalite şartlarını yerine getirmekte olduğunu bağımsız denetim kuruluşlarına onaylatmak kaydıyla, üretim ve satışını sürdürecek. Türkiye, imzalamış olduğu sözleşmeler gereği, bu normları aynen kendi normları olarak kabul etmek ve uygulamak durumunda. Bir gün uyandığımızda, artık farklı üretmek zorunda olduğumuzu göreceğiz. Hazır mıyız, hazırlanıyor muyuz? Maalesef hayır. Çok küçük bir kesim dışında, konunun önemini dahi anlayabilmiş değiliz. Yapılması gereken, normların en hızlı şekilde kabulü ve tanımlanan bir geçiş süresiyle kademeli olarak yürürlüğe sokulması. Pazarın, dolayısıyla üreticilerin toptan yönlendirilmesi sağlanamaz ise, niyetli olanlar da, haksız rekabet koşulları nedeniyle ya vazgeçecekler ya da piyasadan çekilmek zorunda kalacaklar. Rezervler tükendi çoktan. PENSAD Pencere Sanayici ve İşadamları Derneği Necdet Doğruoğlu Yön. Kur. Üyesi Favori olarak ekle (97) | Görüntüleme sayısı: 1171
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. |
||||
| Sonraki > |
|---|
| Bugün | 9 |
| Dün | 23 |
| Bu Hafta | 32 |
| Bu Ay | 144 |
| Tüm | 20619 |